Taş Sahne Kitaplığı
Taş Sahnenin Aşıkları
PROLOGOS
Aşk Dedikleri O Kanlı Savaş Meydanı
Şairler yalan söyledi. Ozanlar kandırdı. Bize yüzyıllardır aşkın “yüce”, “soylu” ve “iyileştirici” bir güç olduğunu anlattılar. Mermer heykellerin o donuk, kusursuz öpücüklerine bakıp iç geçirmenizi istediler.
Uyanın.
Elinizdeki bu kitap, aşkın o pudralı maskesini indirip, altındaki vahşi yüzü ifşa etmek için yazıldı.
Antik Dünya’da Eros, bugünkü gibi hediye paketlerinin üzerine basılan sevimli bir melek değildi. O, tanrıların bile korktuğu, dokunduğu yeri yakan, aklı yok eden, kralları köle, köleleri katil yapan acımasız bir zorba, kozmik bir felaketti.
Biz bu sahnede; “Sonsuza dek mutlu yaşadılar” yalanını oynamıyoruz. Biz burada; Paris ile Helena’nın aşkının nasıl koca bir medeniyeti küle çevirdiğini, Medeia ile Iason’un tutkusunun nasıl evlat kanına bulaştığını, Apollon’un “aşk” zannettiği o saplantılı takibinin, bir kadını (Daphne) nasıl ağaca dönüşmek zorunda bıraktığını anlatıyoruz.
Bu kitapta “romantizm” yok. Burada tutkunun patolojisi var. Burada kavuşamayanlar değil, kavuşunca birbirini yok edenler var.
“Taş Sahne Aşıkları”; o mermer kaidelerin üzerinde el ele tutuşan figürlerin değil, o figürlerin gölgesinde cinnet geçirenlerin hikayesidir. Bu sayfalarda okuyacağınız her hikaye, kalbin bir organ değil, bir savaş meydanı olduğunun kanıtıdır.
Eğer aşkı pembe bir rüya sanıyorsanız, bu kitabı yavaşça yere bırakın ve kaçın. Ama eğer aşkın bir yangın olduğunu ve yanmadan gerçeğe ulaşılmayacağını biliyorsanız...
Ateşe hoş geldiniz.
Trygaios Aristeides · Aralık / 2025