Ben, Orestes
Ben Orestes: Erinyslerin Gözleri
Antik dünyanın yankıları bugünün sorularıyla buluştuğunda, ortaya çıkan sadece bir hikaye değil, aynı zamanda bir yüzleşmedir. "Ben, Orestes," sizi tam da böyle bir yüzleşmeye, Antik Yunan'ın en sarsıcı trajedilerinden birinin kalbine, Orestes'in kendi sesinden tanıklık etmeye davet ediyor. Bu, Kral Agamemnon ile Kraliçe Klytaimestra'nın oğlu, kaç kuşaktır soyuna musallat olan tanrısal bir lanetin son halkası, babasının kanlı mirası ve annesinin adalet arayışıyla gelen intikamı arasında sıkışmış bir ruhun hikayesidir.
Ancak "Ben, Orestes," bildiğiniz mitolojik anlatıların bir tekrarı ya da romantize edilmiş bir kahramanlık destanı değil. Yazar Trygaios Aristeides, efsanelerin ve kahramanların mutlak hakikatine inanmadan , anlatılanların arka sokaklarında gezinerek Orestes'i "salt insan" olarak, tüm acıları, korkuları, pişmanlıkları ve arayışlarıyla karşımıza çıkarıyor. Bu eser, yazarının Sunuş'ta da belirttiği gibi, “bir mitolojik roman” değil "bir antik tragedya romanı" disipliniyle kurgulanmıştır; mitolojinin serbest çağrışımlarından ziyade, tragedyanın etik ve politik çatışmalarına, insanın kendiyle ve otoriteyle hesaplaşmasına odaklanır.
Trygaios Aristeides, Antik Yunan diline, kültürüne ve felsefesine olan derin hakimiyetini, Orestes'in sesine otantik bir derinlik katmak için kullanıyor. Antik Yunanca isimlerin özgün telaffuzuna ve yazılışına gösterilen titizlik (IPA standardı temel alınarak ve Aiskhylos, Euripides, Sophokles gibi kaynaklara sadık kalınarak ), yazarın antik metinlere duyduğu saygının ve okuyucuya sunduğu entelektüel dürüstlüğün bir yansımasıdır. Bu, sadece bir hikaye anlatımı değil, aynı zamanda antik dünyanın sesini bugüne taşıma çabasıdır.
Peki, Orestes'in gözünden bu trajediye tanık olmak ne anlama geliyor? Bu, şu sorularla yüzleşmek demektir:
- Suç nedir ve onu kim tanımlar?
- Birey, kendi var etmediği yasalara ve modellere göre yaşamak zorunda mıdır?
- Adalet kimden beklenmeli, dünya sustuğunda birey kendi adaletini sağlamalı mıdır?
- Bir eylem, kim yapınca suç, kim yapınca adalet arayışı olur?
"Ben, Orestes," bu soruları sadece Antik Çağ'ın değil, bugünün okuyucusunun da zihnine taşıyor. Orestes'in peşini bırakmayan Erinysler'in (Öç Cadıları/Vicdan Azabı) fısıltılarını duyacak, bir ruhun parçalanışına, tanrısal emirler ile insani duygular arasındaki korkunç sıkışmışlığa tanık olacaksınız.
Bu eser, geleneksel yayıncılık süreçlerinin ve aracıların getirdiği sınırlamaların dışına çıkarak, doğrudan yazarından okuyucusuna ulaşıyor. orestes.com.tr üzerinden sunulan bu samimi bağ, eserin özgün vizyonunu koruma ve okuyucuya, yazarın niyet ettiği deneyimi aracısız sunma arzusunun bir ifadesidir. Bu, aynı zamanda okuyucuya daha adil koşullarla ulaşma çabasıdır.
Eğer mitolojinin sadece eğlenceli öykülerden ibaret olmadığını, "bir dokunup bin ah işitilecek bir dünyanın kapısını araladığını” düşünüyorsanız ve edebiyatın derin sularında felsefi bir yolculuğa çıkmaya hazırsanız, "Ben, Orestes" sizi bekliyor. Kolay cevaplar değil, belki de daha fazla soru bulacaksınız; ama en önemlisi, bir trajedinin kalbindeki "insanı" bulacaksınız.